Cross Swords Tartışmak; bozuşmak; hasımlaşmak; kavgaya durmak; kılıç çekmek.
Cross That Bridge When You Come To It Bir problemle, o problem ile yüz yüze gelene kadar ilgilenilmeyeceğini ifade eder.
Cross The Line Kabul edilebilirlik sınırının ötesine geçmek; çizgiyi aşmak.
Cross To Bear Katlanılması gereken, göğüs gerilmesi gereken zorluk.
Crossing The Rubicon Geri dönüşü olmayan bir karar vermek.
Crunch Time İleriye dair büyük etkisi olacak bir kararın verileceği vakit; karar anı; dönüm noktası.
Cry Wolf Yanlış alarm vermek; yalancı çobanı oynamak.
Cry Your Eyes Out Hüngür hüngür ağlamak; iki gözü iki çeşme ağlamak.
Cold Sweat Kişiyi çok korkutan; soğuk terler akıtan.
Comfort Zone Kişinin kendini rahat hissettiği alan.