The Plot Thickens Bir durumun olduğundan daha zor ya da karmaşık hale gelmesi; işlerin sarpa sarması.
The Sands Of Time Bir şeyin sona ermek üzere olduğunu ifade etmek için kullanılır. (Deyimde geçen kumlar, kum saatlerine atfen kullanılır.)
The Shoemaker’s Son Aways Goes Barefoot Bir konuda becerikli ya da bilgili bir kimselerin, genellikle, bu beceri ya da bilgilerini aileleri için kullanamadıklarını ifade etmek için kullanılır.
Tar With The Same Brush Aynı kefeye koymak; bir kimseyi, ilişkilendirildiği bir başka kişi ile aynı (kötü) özelliklere sahipmiş gibi görmek ya da yorumlamak.
Taste Of Your Own Medicine Bir kişi tarafından size yapılan kötülüğü, ders vermek amacıyla aynı şekilde kendisine karşı tekrarlamak.
Tar Baby İçinden çıkılması, üstesinden gelinmesi, çözülmesi zor durum ya da sorun.
Taste Blood Ulaşılmak istenen şeyin eskisine kıyasla yakında olduğunu, erişilebilir olduğunu sezmek.
Teacher’s Pet Öğretmenin en sevdiği öğrenci, öğretmenin gözdesi.
Tempest In A Teapot Bir durumun ciddiyetini abartmak; bir meseleyi büyütmek.
Tears Before Bedtime (BK) Kötüye gideceği ya da sorun yaratacağı kesin olan bir şey için kullanılır.