Breadwinner Eve ekmek getiren; evin direği; aile reisi.
Break A Leg Şans dilemek için kullanılır.
Break Even Ne kar ne zarar etmek; kar ve zararı eşit olmak.
Break Ground İlerlemek; bir ilki başarmak; çığır açmak.
Break The Back Of The Beast Uzun çabalar sonunda zor bir işi başarmak.
Break The Ice Buzları çözmek; resmiyeti gidermek; havayı yumuşatmak.
Break Your Duck (BK) Bir işi ilk defa yapmak.
Break Your Heart Birinin kalbini kırmak.
Breakneck Speed Yıldırım hızıyla.
Breathe Down Your Neck Ensesinde olmak; soluğunu ensesinden ayırmamak.