Out Of Pocket Para kaybetmek.
Out Of Sight Out Of Mind Yakında olmayan kişinin eskisi kadar çok düşünülmeyeceğini ya da o kişi için eskisi kadar kaygılanılmayacağını ifade eder: “gözden ırak, gönülden ırak”.
Out Of Sorts Üzgün hissetmek ya da morali bozuk olmak.
Out Of The Blue Aniden, damdan düşer gibi, beklenmedik bir zamanda gerçekleşmek.
Out Of The Box Alışıldık bakış açılarının dışına çıkmak, yaratıcılığını kullanmak. 2. Çeşitli ürünler için kullanıldığında, satın alınan ürünün, kutusundan çıkarılır çıkarılmaz herhangi bir ayar yapılmaksızın kullanıma hazır olacağını ifade eder.
Out Of The Frying Pan Into The Fire Tam bir sorundan kurtulmuşken daha da kötü bir sorunla karşı karşıya kalmak: “yağmurdan kaçarken doluya tutulmak”.
Out Of The Gate Running Bir işe, herhangi bir hazırlık yapmaksızın tüm enerjisi ile girişmek.
Out Of The Goodness Of Your Heart Bir şeyi herhangi bir çıkar beklemeden yalnızca iyilik etmek için yapmak. (“Out of the kindness of your heart” şeklinde de kullanılır.)
Out Of The Left Field (ABD) Konu dışı, konuyla ilgisiz, kel alaka.
Out Of The Mouths Of Babes Çocuklar kendilerinden beklenmeyecek kadar zekice ya da bilgece bir şey söyledikleri zaman kullanılır: “çocuktan al haberi”, “büyümüş de küçülmüş”.