On The Stump Politikacıların destek almak ya da oy toplamak için kampanya yapmaları.
On The Table Bir plan, teklif, ya da fikrin tartışılıyor ya da değerlendiriliyor olması durumu.
On The Take (BK) Çalıştığı yerden para çalmak, yolsuzluk yapmak.
On The Tip Of Your Tongue Dilinin ucunda olmak, bildiğinden emin olduğu şeyi hatırlayamamak.
On The Trot (BK) Ardı ardına, peş peşe, müteakip.
On The Up And Up Olumlu gelişme kaydediyor olmak, başarıyla ilerliyor olmak. 2. Söz konusu kişinin dürüst ve saygıdeğer olduğunu anlatır.
On The Uptake Anlamak, kavramak. 2. Quick on the uptake: Çabuk kavramak, kolayca anlamak. 3. Slow on the uptake: Ağır anlamak, hemen kavrayamamak.
On The Wagon İçkiyi bırakmış olmak.
On The Wallaby Track (Avustralya) İşsiz olmak.
On Top Of The World Her şeyin iyi gidiyor olması, işlerin yolunda ilerliyor olması.