On The Line Gerçekleşme ihtimali yüksek olan, arkasından gelecek olan.
On The Make Yasal olmayan yollardan büyük paralar kazanmaya çalışmak.
On The Map Öncesinde tanınmayan bir yerin herkesçe bilinir hale gelmesi.
On The Money Konuşulan konu ya da bahsi geçen durumda haklı olmak.
On The Mound (ABD) Kontrole geçmek, yönetimi devralmak.
On The Never-Never (BK) Bir şeyi uzun dönemli bir kredi kullanarak satın almak.
On The Nod (BK) 1. Bir parlamento ya da komitenin çoğunluğu tarafından kabul edilen, onaylanan şey. 2. Uyunmaması gereken uyuklamak. 3. Bir yarışı burun farkıyla kazanmak.
On The Nose Zamanında, vaktinde.
On The Off-Chance Bir işi, gerçekleşme ihtimali düşük olmasına rağmen yapmak.
On The Rebound İlişkisi kısa süre önce sona ermiş ve duygusal açıdan değişken olan kimse.