Like There’s No Tomorrow Çabucak, hemen, yarın yokmuşçasına.
Like To Died (ABD) Özellikle ABD’nin orta-batı bölgelerine has bir söylem olan bu deyim, “neredeyse” anlamındaki “like to” ve abartma amacı güden “died” sözcüklerinin birleşimi ile oluşturulmuştur ve bahsi geçen konu ya da durumun konuşan kişi üzerindeki etkisinin ne kadar büyük olduğunu anlatmak için kullanılır.
Like Two Peas In A Pod Birbirine çok benzer, birbirinin aynısı, bir elmanın iki yarısı gibi.
Like Watching Sausage Getting Made Konunun iç yüzü yahut ayrıntıları öğrenildiğinde, söz konusu özenilen yahut arzu edilen şey, durum ya da konunun çok daha az çekici olacağını vurgulamak için kullanılır.
Like White On Rice (ABD) Çok yakın durmak, yapışıp kalmak.
Like Wildfire Süratle ve şiddetlice.
Lily-Livered Korkak, ödlek, yüreksiz kimse.
Lines Of Communication İrtibat hattı, iletişim hattı, ulaşım hattı. (Bilhassa çatışmaların olduğu ya da çeşitli krizlerin yaşandığı bölgelerde hükümetlerin tehdit unsurları ile müzakereye oturmak için isteğe bağlı olarak açtıkları hatlar.)
Lion’s Share En büyük yahut en iyi pay: “aslan payı”.
Lip Service Bir şeye ya da kişiye dair saygısını yapmacık bir biçimde yahut göstermelik olarak dile getirmek.