Like A Bat Out Of Hell Çok hızlı, çok süratli, şimşek hızıyla.
Like A Beached Whale Bir yere takılıp kalmak ve kolayca ayrılamamak. (Deyim, kıyıya vurmuş olan ve okyanusa dönebilmekten yoksun talihsiz bir balinaya ithafta bulunur.)
Like A Bear With A Sore Head (BK) Bir konuda ziyadesiyle hoşnutsuz olan ve fazlasıyla şikayet eden kimseler için kullanılır.
Like A Bull At A Gate Bir iş ya da göreve, o iş ya da görevin nasıl yapılacağı konusunda yeterli bilgi sahibi olmaksızın bir anda ve aceleyle girişmek.
Like A Cat On Hot Bricks Çok gergin, sinirli, tedirgin: “diken üstünde olmak”, “burnundan solumak”.
Like A Cat That Got The Cream Halinden çok memnun, mutlu.
Like A Duck To Water Bir işi yapmaya doğuştan yetenekli olmak ve o işi yaparken keyif almak.
Like A Fish Needs A Bicycle Gerçekten ihtiyaç duyulmayan şey, nesne.
Like A Fish Out Of Water Bulunduğu konumdan kesinlikle memnun olmayan, şaşkınlık içinde olan ve durumundan ötürü rahatsızlık hisseden kimse: “sudan çıkmış balık gibi olmak”.
Like A Hawk Bir şeyi ya da bir kimseyi yakından ve dikkatle takip etmek.