Lesser Of Two Evils Memnun kalınmayan yahut nahoş bulunan iki seçenekten daha çok memnun kılınanı yahut daha az nahoş bulunanını niteler.
Let Alone Bir durumun, olayın, şeyin ne kadar uç noktada olduğunu vurgulamak için kullanılır ve “bir yana”, “şöyle dursun”, “kaldı ki” anlamlarına gelir.
Let Bygones Be Bygones Kişilerin, aralarındaki sorunlar ya da husumetleri geride bırakmaya karar vermeleri durumu: “eski defterleri kapatmak”.
Let Sleeping Dogs Lie Durumu zorlaştırmamak, herhangi bir sorun çıkartmamak yahut bir musibete sebep olmamak için var olan durum, yapı ya da düzeni bozmamak gerektiğini öğütler: “uyuyan yılanın kuyruğuna basma”, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın”, “işi kurcalama”, “fincancı katırlarını ürkütmemek”.
Let The Best Be The Enemy Of The Good Erişemeyeceği aşikar olan çok yüksek bir hedefe yahut mükemmelliğe erişmeye çalışan bir kişi, bu hedefi uğruna değerli fırsatları kaçırdı ise söylenen deyimdir.
Let The Cat Out Of The Bag Bir sırrı açık etmek, baklayı ağzından çıkarmak.
Let The Chips Fall Where They May İşi olacağına bırakmak.
Let The Devil Take The Hindmost Kişinin öncelikle kendisi hakkında kaygılanması gerektiğini vurgular: “her koyun kendi bacağından asılır”.
Let The Dust Settle Bir sorun yahut çatışamadan sonra olaylar sakinleşene kadar beklemek.
Let The Genie Out Of The Bottle Kolay kolay düzeltilemeyecek bir durum ortaya çıktığında söylenir.