Leave No Stone Unturned Her yolu denemek, her yöntemi denemek, çalınmadık kapı bırakmamak.
Leave Well Alone Fazla kurcalamamak, fazla burnunu sokmamak, fazla müdahil olmamak, rahat bırakmak, ilişmemek.
Left Hand Doesn’t Know What The Right Hand Is Doing Bir ekip, kuruluş ya da şirketteki çalışanlar arasındaki iletişimsizliğe dikkat çekmek için kullanılır: “sağ elin yaptığından sol elin haberi yok”.
Left In The Dark Bilgi sahibi olunması gereken bir konuda bilgilendirilmemek: “karanlıkta kalmak”.
Left To Your Own Devices Kendi haline bırakmak, rahat bırakmak.
Left-Handed Compliment Övgü ya da iltifat gibi duyulan fakat kinayeli kullanımı ile küçümseyici ya da hakaret içeren bir anlama bürünen söz. (“Backhanded compliment” şeklinde de kullanılır).
Legend In Your Own Lunchtime Yaşamı sırasında belli bir üne kavuşmuşsa da bu ün ya da şöhretin yalnızca küçük ya da kısıtlı bir kitleye ulaşabildiği kimse.
Lend An Ear Bir kimsenin söylediklerine kulak vermek, dinlemek. (“Lend your ear” şeklinde de kullanılır.)
Leopard Can’t Change Its Spots İnsanların kendi kişilik özelliklerini, bu özellikler olumsuz olsa dahi değiştiremeyeceklerini vurgular. (“A leopard doesn’t change its spots” şeklinde de kullanılır.)
Know Your Place Yerini bilmek, haddini bilmek.