absolutely (kesinlikle) accidentally (kazara, tesadüfen) actually (aslına bakarsan, gerçekte) afterwards (sonra, sonraları) almost (nerdeyse) always (her zaman, devamlı) angrily (kızgın bir şekilde) anxiously (endişeli bir şekilde) annually (her yıl, yıllık olarak) badly (kötü bir şekilde) bravely (cesurca) carefully (dikkatli bir şekilde) calmly (sakince) cheerfully (neşeli bir şekilde) […]
awful (berbat), bad (kötü), beautiful (güzel), big (büyük), boring (sıkıcı), broken (kırık), careful (dikkatli), cheap (ucuz), clean (temiz), clever (zeki), cold (soğuk), closed (kapalı), crowded (kalabalık), dangerous (tehlikeli), delicious (lezzetli), different (farklı), difficult (zor), dirty (kirli), early (erken), easy (kolay), empty (boş), expensive (pahalı), false (yanlış; taklit), far (uzak), fast (hızlı), fat (şişman), full […]
anyone (hiç kimse) anything (hiçbir şey) each other (bir diğerine) everybody (herkes) everyone (herkes) everything (herşey) he (o) her (onun) him (onu, ona) himself […]
MOST COMMON PREPOSITIONS (EN YAYGIN EDATLAR) above (üstünde, yukarısında) The plane is above the clouds. about (hakkında, yaklaşık, civarında) What are they talking about?He is about 20 years old. after (-den sonra) After school, we play football. across (karşıda, öbür tarafta; karşıdan karşıya) We went across the bridge. against (-e karşı, […]
affectionate (sevecen) ambitious (hırslı) brave (cesur) broad-minded […]
break down : (bozulmak, arıza yapmak) Unfortunately, my car broke down on the motorway. break into : (zorla, kapı pencere kırarak içeri girmek) Two robbers broke into my house last night. break out : (patlak vermek, başlamak) The fire broke out before midnight last night. bring up : (yetiştirmek) I want […]
aggressive (kavgacı) arrogant (kibirli) boastful (kendini beğenmiş) bossy (buyurgan) cruel (zalim, acımasız) cunning (kurnaz) deceitful (hileci) foolish (budala, ahmak) fussy (telaşlı) greedy (aç gözlü) impatient (sabırsız) impolite (kaba) irresponsible (sorumsuz) lazy (tembel) mean (cimri; adi) moody (dengesiz, değiken) narrow-minded (dar fikirli, eski kafalı) naughty (haylaz, yaramaz) […]
Ah / aah (aa! – şaşırma belirtir) Aha (hah işte) Ahem (eee – dikkat çekme için veya duraklamalarda kullanılır) Alas (yazık) Bingo (bingo, tamam işte) Boo (bööö!) Bravo (bravo) Eh (aa!; di mi?) Hallelujah (çok şükür) Hello (selam) Hey (hey) Hi […]
air (hava) animal (hayvan), answer (cevap), apple (elma), baby (bebek), bag (çanta), bank (banka), beauty (güzellik), belief (inanç), bird (kuş), body (vücut), book (kitap), box (kutu), boy (oğlan çocuğu), bread (ekmek), brother (erkek kardeş), building (bina), bus (otobüs), car (araba), card (kart) case (durum, kap) cat (kedi), chair (sandalye), cheese (peynir), child (çocuk), city […]
answer answered (cevaplamak) arrive arrived (varmak, ulaşmak) ask asked (sormak) attend attended (katılmak) call called (telefon etmek; çağırmak, isimlendirmek) carry carried (taşımak) clean cleaned (temizlemek) close closed (kapamak) complete completed (tamamlamak) cook cooked (pişirmek, yemek […]